HZ. MUSA VE İLİM SAHİBİ KİŞİ’NİN YOLCULUĞU

Kuran'da birçok peygamberin kavmi ile olan mücadelesi detaylı bir şekilde anlatılır. Bu kutlu insanların davranışları, karşılaştıkları zorluklar ve buldukları çözümler, gösterdikleri güzel davranışlar müminlere örnek olarak verilir. Hz. Musa Allah'ın pek çok ayetle örnek gösterdiği bir peygamberdir.

Kendisinden ve hayatından Kuran'da en çok bahsedilen peygamber Hz. Musa'dır. Araf, Taha ve Kasas surelerinde Hz. Musa'nın hayatına dair çok detaylı bilgiler verilmektedir. (Harun Yahya, Hazreti Musa)

Tüm bu sure ve ayetlerde Hz. Musa'nın, çocukluğundan başlayarak Firavun'la olan mücadelesi, kavminin kötü davranışları ve onlara yaptığı tebliğ çok ayrıntılı bir şekilde aktarılmıştır. Örneğin Kehf Suresi'ndeki kıssada Hz. Musa ve beraber seyahat ettiği ilim sahibi bir şahıstan bahsedilmektedir. Bu olayların Hz. Musa'nın hayatının tam olarak hangi döneminde geçtiğini anlamak mümkün değildir. Muhtemelen Hz. Musa'nın İsrailoğulları ile birlikte Mısır'dan çıkmasından sonra gerçekleşen bir olay olabilir. Bu kıssanın en önemli özelliği ise, sembollerle dolu bir anlatım olması, Allah katından verilen bir ilim ve bu ilime sahip olan kişiyle, Hz. Musa'nın diyaloglarından söz etmesidir.

Bu kıssanın başında Hz. Musa'nın genç yardımcısıyla bir yolculuk yaptığı haber verilir. Bu yolculuk sırasında Hz. Musa ve genç arkadaşı yiyecekleri yemeği unuturlar. Ayetlerde haber verildiği üzere bunu işaret olarak görüp izler üzerinden geri döndükten sonra, Hz. Musa özel bir kişiyle karşılaşır.

Bu kişinin ismi Kuran'da bildirilmez, ancak yaygın olarak kendisinden "Hızır" diye söz edilmektedir. Allah bu kişiye özel bir ilim vermiştir. Hz. Musa bu kişiden bu ilmi öğrenmek ister, fakat ilim sahibi kişi Hz. Musa'ya buna sabredemeyeceğini anlatır. Bunu haber veren ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:

"Derken, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.

Musa ona dedi ki: "Doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?"

Dedi ki: "Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin."

(Böyleyken) "Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?"

(Musa:) "İnşaAllah, beni sabreden (biri olarak) bulacaksın. Hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim" dedi.

Dedi ki: "Eğer bana uyacak olursan, hiç bir şey hakkında bana soru sorma, ben sana öğütle-anlatıp söz edinceye kadar."

Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deliverdi. (Musa) Dedi ki: "İçindekilerini batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın."

Dedi ki: "Gerçekten benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?"

(Musa:) "Beni, unuttuğumdan dolayı sorgulama ve bu işimden dolayı bana zorluk çıkarma" dedi.

Böylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürüverdi. (Musa) Dedi ki: "Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen kötü bir iş yaptın."

Dedi ki: "Gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?"

(Musa:) "Bundan sonra sana bir şey soracak olursam, artık benimle arkadaşlık etme. Benden yana bir özre ulaşmış olursun" dedi.

(Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. (Musa) Dedi ki: "Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin."
(Kehf Suresi, 65–77)

Hz. Musa'nın verdiği sözü tutamaması üzerine ilim sahibi kişi başlarından geçen olayların hikmetlerini Hz. Musa'ya açıklar:

Dedi ki: "İşte bu, benimle senin aranda ayrılma (zamanı)mız. Sana, üzerinde sabır göstermeye güç yetiremeyeceğin bir yorumu haber vereceğim.

"Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı."

"Çocuğa gelince, onun anne ve babası mü'min kimselerdi. Bundan dolayı, onun kendilerine azgınlık ve inkâr zorunu kullanmasından endişe edip-korktuk."

Böylece, onlara Rablerinin ondan temiz olmak bakımından daha hayırlısı, merhamet bakımından da daha yakın olanını vermesini diledik."

"Duvar ise, şehirde iki öksüz çocuğundu, altında onlara ait bir define vardı; babaları salih biriydi. Rabbin diledi ki, onlar erginlik çağına erişsinler ve kendi definelerini çıkarsınlar; (bu,) Rabbinden bir rahmettir. Bunları ben, kendi işim (özel görüşüm) olarak yapmadım. İşte, senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu."
(Kehf Suresi, 77–82)

Bu kıssadan çıkarılması gereken çok önemli bir ders vardır: İnsanların şer olarak gördüğü olayların ardında, Allah çok büyük hayırlar kılabilir. Bir geminin ortada hiçbir görünür sebep yokken batırılması, bir çocuğun görünür bir suçu yokken öldürülmesi gibi olaylar, zahiri (yüzeysel) olarak değerlendirilirse büyük bir şer (kötülük) olarak görülebilirler. Oysa bu kıssada anlatıldığı gibi, Allah'ın bu olayları yaratmasında insanın göremediği ve bilemediği büyük hayırlar ve hikmetler vardır. Elbette bu kıssada anlatılan olaylar Hz. Musa'nın batıni yönünü geliştirmesine yönelik bir durumdur. (En doğrusunu elbette Allah bilir)

İnsanlar günlük hayatta karşılaştıkları olayların bu yönde de hayırlarını düşünmelidirler. Bugün dünyada gerçekleşen ve insanlar tarafından "şer" olarak kabul edilip "neden bu kötülükler yaşanıyor" gibi bir mantıkla değerlendirilen olaylar, kesinlikle İlahi bir maksada yöneliktir. İnsan eğer sabreder ve kavramak için samimi bir çaba gösterirse, Allah bu hikmetleri ona kavratabilir.